Hainler ve Katiller...
OSMANLI’nın yıkılmasına baktığımız zaman Avrupa'nın dayatmalarını görürüz. Bu dayatmaların en önemli örnekleri 1839 ve 1856 Tanzimat ve Islahat fermanlarıdır. Tanzimat ve Islahat fermanları ile AB uyum yasalarını karşılaştırırsanız pek bir fark olmadığını görürsünüz. '
Azınlıklara siyasi, etnik ve ticari özgürlükler verilmesi Osmanlı'nın yıkılmasına kadar gider. Azınlıklar meselesinde ne kadar etnik ve mezhep farklılıkları varsa hep ortaya çıkarıldı ve Osmanlı parçalandı, bölündü. AB'nin dayatmalarına baktığımızda da bu uygulamaları görüyoruz. Bugün ise sadece strateji ve oynanan oyunların örtüsü değişti.
GÜNÜMÜZ ALİ KEMALLERİ
KURTULUŞ Savaşı yıllarında İstanbul basınındaki satılmış gazeteci Ali Kemaller, Sait Mollalar'ın cezasını bu millet vermiştir. O çileli, acılı günlerde Atatürk ve arkadaşları sadece silahlı düşmanlarla değil aynı zamanda yabancı piyonu kalemlerle; hatta Amerikan mandasını savunan hainlerle mücadele etmiştir.
Bugün gırtlaklarını yırta yırta Atatürk devrimlerine ''travma'' diyenlere bir bakın kimler?
Bugün çevremize şöyle bir bakın. Ülke menfaatini düşünen mi çok, kendi geleceğini mi? Basında Soros'un beslemesi kaç kişi var?
Yabancı bir işadamı Türkiye'de 526 medya mensubuyla niçin ilişki kurar ve maaş verir? Soros'un ''sivil darbe'' için Türkiye'de birlikte çalıştığı medya organları ve gazeteciler kimler?
Soros vakıfları; Türkiye dahil en fazla İslam ülkelerinde bulunmaktadır. Bu vakıflar, bulundukları ülkelerde ''insan hakları, demokratikleşme'' adı altında ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel alanda projeler hazırlıyorlar. Siyasi iradelerini, bürokratlara, yöneticilere empoze ediyorlar. Yerel yönetimlere kadar iniyorlar. Ne için acaba?
Uluslararası sivil toplum örgütleri ve vakıfların, verdikleri desteklerle çeşitli ülkelerin yönetimlerini değiştirmeye çalıştığı tartışmaları doruğa çıkarken, Türkiye'deki 39 vakfa yurtdışındaki yardım kuruluşlarından ve hükümet kurumlarından 40 milyon dolar yardım niçin gönderilir, bu ulufeden kimler, hangi kalemler yararlanır?
96 YIL ÖNCEKİ GİBİ...
AB'ye üye olabilmek için kendi kültür varlığımızı ortadan kaldırmaya neden göz yumulur?
Türk Milleti Ermeniler'den neden özür dilemeye çağrılır?
AB karşıtlarına neden ''Faşist'' damgası yapıştırılır?
1913 yılında Anadolu'da sadece 456 misyoner okulu varken, Osmanlı'nın kendi okul sayısı 326 idi. Osmanlı'daki son durum şimdi de yaşanıyor
Türkiye'de Hıristiyan cemaatinin sayısının 50-55 bin olarak tahmin
ediliyor. Misyonerlik faaliyetleri kapsamında 300'den fazla kilise, çok sayıda kitapevi, 1 kütüphane, 6 dergi, onlarca vakıf ve dernek, yayınevleri, 5 radyo, çok sayıda manastır, 2 kafe, 1 acente, 1 mahfil, 7 şirket, 1 otel, 1 tercüme bürosu, 7 gazete, 1 tarihi eser, 2 müze, 4 harabe ve 1 kale bulunuyor.
Bunlar ''kültürel ve dini faaliyet olsun'' diye mi çoğaltılıyor?
''HAİNLİK BULAŞICI HASTALIK...''
Atatürk'ün ölümüne kadar tek karış toprağın dış güçlere verilmediği halde, son çıkarılan yasalarla GAP kapsamında olan toprakların İsrail'e satıldığını veya kiralandığını, biraz stratejik bakıldığında bu bölgenin İsrail'in "Nil'den Fırat'a Vaadedilmiş Topraklar" olduğunu görüyoruz.
İsrail bu toprakları çiftçilik yapmak için mi alıyor, ne dersiniz?
İsrail'in Araplar'dan toprak alıp kurulduğunu bir hatırlayın ve bügün yaşananları gözönüne getirin.
Roma'nın büyük hatibi Marcus Tullius Cicero'nun Roma senatosunda yüzlerce yıl önce yaptığı bir konuşma bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunları anlatır gibi...
Bakın ne diyor ''Bir millet; içinde barınan aptalların; hatta hırsı aklını aşmışların vereceği zararlardan kurtulabilir. Fakat içinden kaynaklanan ihanetten kurtulamaz. Kapılara dayanmış düşman daha az korkutucudur. Çünkü kim olduğu bilinir ve bayraklarını açıkça taşıyarak kapılarınıza dayanır. Fakat bir hain, bu kapıların içinde serbestçe dolaşır, sinsi fısıltıları bütün sokakları doldurur, hatta devletin içinde bile kendisini duyurabilir.
Hain; hain gibi gözükmez. Kurbanlarının dilinden konuşur, onların yüz ifadesini takınır ve onlar gibi giyinir ve bütün insanların kalplerinde yatan değerlere hitap eder. Böyle bir hain milletin vicdanını çürütür, devletin temellerini sarsmak için gizli ve bilinmez şekillerde çalışır. Bütün bir siyasi bünyeyi zehirler. Bu sebeple devletin kurumları artık düşmana karşı koyamaz. Bir katil bile bir hainden daha az korkunçtur. Hainlik korkunç bir bulaşıcı hastalıktır. ''
Başka söze gerek var mı?